Erik Pestiline Hangi Nişasta Kullanılır: Kayseri’nin Mutfağında Bir Günlük
Sabahın İlk Işıkları ve Mutfağın Kokusu
Bugün yine erken uyandım. Kayseri’nin sessiz sokaklarında yürüyen güneş ışıkları odamın perdelerinden sızıyordu. İçimde bir huzursuzluk vardı; ne kadar isterdim ki bu sabah sadece kahvemi içip günlük yazmakla geçseydi. Ama annem mutfakta bir telaş içinde, erik pestisi yapıyordu ve ben merakla izliyordum.
Annemin elinde erikler, bir tezgâh dolusu taze meyve… “Hangi nişasta kullanacağız bugün?” diye sordu kendi kendine. Ben de yaklaştım ve dedim ki, “Belki mısır nişastası olur mu?” Gözlerim parladı, çünkü küçük bir umutla, belki de bugün her şeyin yolunda gideceğini düşündüm.
İlk Deneme: Tatlı Bir Hata
Tezgâhın başına geçtim. Annem erikleri ezip tencereye koyarken, ben nişastayı eklemeye başladım. Ama içimde bir heyecan vardı, çünkü bugüne kadar hep sadece izleyici olmuştum. Elimi uzattığımda nişastanın ince taneleri parmaklarımın arasında kayıyor, hafif bir toz bulutu yaratıyordu.
İlk denememde biraz fazla nişasta ekledim. Pestinin kıvamı olması gerekenden koyu oldu. Gözlerim doldu, hayal kırıklığıyla karışık bir hüzün sardı içimi. Ama annem gülümsedi ve “Merak etme, düzeltiriz,” dedi. O an anladım ki, hayat da erik pestisi gibi; bazen fazla, bazen eksik… ama her zaman yeniden deneme şansı var.
Bir Anlık Heyecan
Tencerenin başında beklerken, eriklerin kaynamaya başlamasıyla mutfak sıcak ve tatlı bir koku ile doldu. Mutfaktaki bu küçük sihir bana umut verdi. Pestinin içine hangi nişastayı koyacağımızı tartışırken, kendi duygularımı da karıştırıyordum. Her kaşık nişasta, bir parça heyecan, bir parça cesaret taşıyordu.
O an fark ettim ki, erik pestisine hangi nişasta konulursa konulsun, asıl önemli olan içine kattığımız sevgiydi. Mısır nişastası, buğday nişastası ya da patates nişastası… Hepsi tatlıya farklı bir kıvam verir, ama ruhu dolduracak olan bizim niyetimizdi.
Öğleden Sonra: Duygularla Karışan Pestil
Pestinin kıvamını ayarlarken, bir yandan da kendi hislerimi düşündüm. Kayseri’nin dar sokaklarından gelen rüzgar, mutfak camından içeri giriyor, saçlarımı karıştırıyordu. Bir yudum umut, bir yudum hüzün… Hepsi tencerede kaynayan eriklerin arasında dans ediyordu.
Anneme sordum: “Peki, nişastayı tam olarak ne zaman eklemeliyiz?” O, bana baktı, gözlerinde o yılların tecrübesi vardı. “Tam kıvamını bulduğunda,” dedi. Ve işte o an, hem sabrı hem de duyguları öğreniyordum. Pestiyi kaynarken izlemek, kendi hayatımı izlemek gibiydi; her şeyin zamanında olmasını beklemek gerekiyordu.
Akşamüstü: Küçük Bir Zafer
Pestinin kıvamı tam istediğimiz gibi oldu. Hafif parlak, yumuşak ama kopmayan bir doku… Bir kaşık aldım, tattım ve gözlerim doldu. Tatlı bir zafer hissi sardı içimi. Çünkü ilk defa kendi ellerimle bir şeyi tam istediğim gibi yapabilmiştim. Ve bu, sadece pestil değil, benim kendi küçük dünyamdaki bir başarıydı.
O an fark ettim ki, erik pestisine hangi nişasta konulacağı kadar, içine hangi duyguların katıldığı da önemliydi. Ben heyecanımı, hayal kırıklığımı, umudumu katmıştım. Tatlıya her karıştırdığım kaşıkla, bir parça ben de eklenmişti.
Gece: Düşünceler ve İçsel Sükûnet
Gece olunca, pestiyi tezgâhın üzerinde bıraktım. Kayseri’nin serin gecesi, camdan içeri süzülen hafif bir rüzgarla birleşti. İçimdeki tatlı hüzün ve umut, pestinin kokusuyla birleşip beni sarmaladı. Düşündüm: Herkesin hayatında bir erik pestisi vardır; bazen nişasta gibi eksik şeyler, bazen tatlı başarılar… Ama önemli olan, içten katılan her şeydir.
O an günlüğüme yazdım: “Erik pestisine hangi nişasta konulursa konulsun, içine kattığın sevgi ve sabır en önemlisi. Her tatlı, kendi hikâyeni anlatır.”
Sabahın Umudu
Ertesi sabah, pestiyi dilimledim ve tattım. Kıvamı mükemmeldi; tatlı, hafif ekşi ve tam kıvamında. Ama en çok hoşuma giden, içinde kendi sabrımın, heyecanın ve küçük zaferlerimin saklı olmasıydı.
O günden sonra, mutfağa her girdiğimde nişastayı seçerken sadece tarifleri düşünmüyorum. Aynı zamanda kendi duygularımı, umutlarımı ve hayatımdaki küçük mucizeleri de katıyorum. Çünkü anladım ki, pestinin içine hangi nişasta koyulur sorusunun cevabı sadece teknik bir bilgi değil; içine hangi hisleri koyduğundur.
Pestilin ve Duyguların Buluşması
Erik pestisine hangi nişastayı koyduğumuz kadar, içine hangi duyguların katıldığı da önemlidir. Her karıştırma, bir umut, bir hayal kırıklığı, bir küçük sevinçtir. Ve hayat da tıpkı o pestil gibi; eksik ya da fazla hiçbir şey yoktur. Önemli olan, içine kattıklarımızın bizi biz yapmasıdır.
Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken, ellerimde erik pestisi ve kalbimde biriktirdiğim duygularla, her adımda bu tatlı hatıraları hissediyorum. Pestinin kıvamı gibi, duyguların da zamanla şekillendiğini, tatlandığını ve bizi tamamladığını fark ediyorum.
Son Bir Düşünce
Erik pestisine hangi nişasta kullanılır sorusunun cevabı belki teknik olarak kolaydır. Ama gerçek önemli soru şudur: İçine hangi duyguları koyuyorsun? Sabır, umut, heyecan, hatta küçük hayal kırıklıkları… Hepsi tatlı bir bütün oluşturur. Ve işte o bütün, hem pestiyi hem de hayatı anlamlı kılar.
O yüzden bir dahaki sefere mutfağa girdiğinde, nişastayı eklerken sadece tarifi düşünme. Kalbinden de bir parça kat. Çünkü en güzel tat, hem lezzette hem de duyguda gizlidir.
—
Metin, Kayseri’de yaşayan, 25 yaşında duygusal bir genç olarak, günlük tutma alışkanlığımla hislerimi açıkça ifade eden bir hikâye üzerinden, erik pestisine nişasta seçerken içine katılan duyguların önemini vurguluyor.