Azerbaycan, Filistin’i ne zaman tanıdı? Sorusu ve benim İzmir’de kaybolan düşüncelerim
İzmir’de 25 yaşında biri olarak hayatımın büyük kısmı “ciddiyim ama aslında çok da ciddiye almayın” modu arasında geçiyor. Bir yandan arkadaş grubunda sürekli espri patlatan kişiyim, diğer yandan gece yatağa uzanınca “ben az önce neden o espriyi yaptım?” diye kendi iç muhasebesini yapan insanım.
Son günlerde garip bir şekilde kafama takılan şey şu oldu: Azerbaycan, Filistin’i ne zaman tanıdı?
Evet, kulağa biraz “Google arama geçmişim yanlışlıkla görünse rezil olurum” sorusu gibi geliyor ama bir şekilde bu konuya takıldım. Belki de sabah kahvesini fazla kaçırdım, belki de Alsancak’ta martılara bakarken hayatı fazla düşündüm, bilmiyorum.
Ama anlatacağım şey sadece tarih değil. Bu soru üzerinden hem kendi dağınık zihnime hem de günlük hayatın komik anlarına bakacağız.
Bir kahve, bir soru ve iç sesin sabotajı
Geçen gün Alsancak’ta bir kafede oturuyorum. Masada latte, yanımda “bugün çok productive olacağım” diye açılmış ama 40 dakikadır kapanmamış laptop.
İç sesim devreye giriyor:
— “Bugün ciddi konular çalışacağız.”
— “Mesela ne?”
— “Azerbaycan, Filistin’i ne zaman tanıdı?”
— “Sen niye bunu seçtin ya?”
İşte böyle başladı her şey.
Normal insanlar kahvede “hangi tatlıyı alsak?” diye düşünürken benim zihnim bir anda diplomatik tanıma kronolojisine kayıyor. Hayatımın özeti gibi: küçük bir düşünce başlıyor, 5 dakika sonra uluslararası ilişkiler seminerine dönüşüyor.
Azerbaycan, Filistin’i ne zaman tanıdı? ve benim arkadaş grubumun tepkisi
Akşam arkadaşlarla Karşıyaka’da oturuyoruz. Konu döndü dolaştı, bir şekilde yine benim klasik “garip bilgi paylaşma anıma” geldi.
Ben:
— “Bu arada Azerbaycan, Filistin’i ne zaman tanıdı biliyor musunuz?”
Arkadaş 1:
— “Abi biz daha çay mı kahve mi karar veremedik…”
Arkadaş 2:
— “Senin beynin neden sürekli güncel olayları Wikipedia gibi açıyor?”
Haklılar.
Ama ben durmuyorum. Çünkü içimde bir yer “bu bilgi anlatılmalı” diye bağırıyor. Neden bağırıyor bilmiyorum. Muhtemelen çocukluktan kalma “öğrendiğini paylaşmazsan eksik kalırsın” travması.
İç ses vs gerçek hayat
İç sesim:
— “Şimdi bunu açıklarsan kültürlü görünürsün.”
Gerçek hayat:
— “Kardeşim sipariş verdik mi biz?”
İç sesim:
— “Ama Azerbaycan…”
Gerçek hayat:
— “Limonlu soda mı söyledin sen bana?”
İşte böyle bir çatışma.
Basit bir soru neden bu kadar kafama takıldı?
Aslında mesele sadece Azerbaycan, Filistin’i ne zaman tanıdı? sorusu değil. Bu soru bana şunu hatırlattı: bazı bilgiler var ki, gündelik hayatın içinde bir anda karşına çıkıyor ve sen onu neden düşündüğünü bile anlamıyorsun.
Mesela otobüste giderken camdan dışarı bakarken bir anda şunu düşünüyorsun:
“Acaba ülkeler birbirini tanıma süreçlerinde neye göre karar veriyor?”
Sonra bir anda kendine kızıyorsun:
— “Ben 25 yaşındayım ve şu an bunu mu düşünüyorum?”
Ama düşünüyorsun işte. Geri dönüş yok.
İzmir sokaklarında diplomasi düşünmek
İzmir’de yaşamak biraz böyle bir şey: bir yandan rahat, bir yandan zihnin sürekli açık.
Mesela Basmane’den geçerken bir yandan “burada hayat ne kadar farklı akıyor” diye düşünürken, diğer yandan beynin arka planında şu çalışıyor:
— Azerbaycan…
— Filistin…
— tanıma…
— tarih…
Sanki zihnimde ayrı bir sekme açık ve ben onu kapatmayı unutmuşum gibi.
Bir gün vapurda arkadaşım bana dedi ki:
— “Senin düşünce tarzın neden Google Chrome gibi? 20 sekme açık ve hangisi ses çıkarıyor belli değil.”
Güldüm.
Ama sonra düşündüm: haklıydı.
Azerbaycan, Filistin’i ne zaman tanıdı? meselesine yanlış yerden bakmak
Bu sorunun cevabı teknik olarak bir tarih bilgisi olabilir ama benim kafamda bu soru başka bir şeye dönüştü: “tanıma” fikri.
Tanımak… garip bir kelime aslında. Sadece devletler arasında değil, insanlar arasında da var.
Mesela:
Arkadaşını gerçekten tanımak
Kendini tanımak
Birini “görüp de anlamak”
Ben bazen insanları tanımaya çalışırken bile fazla düşünüyorum. Karşımdaki kişi “nasılsın?” dediğinde bile beynimde mini analiz başlıyor:
— Gerçekten mi soruyor?
— Yoksa sosyal bir kalıp mı?
Sonra kendime kızıyorum:
— “Kardeşim sadece ‘iyiyim sen nasılsın’ dene geç.”
Ama olmuyor.
Kafamın içindeki gereksiz bilgi müzesi
Bir ara düşündüm: benim beynim bir müze olsa en saçma sergi şu olurdu:
“Gereksiz ama ilginç bilgiler galerisi”
Orada şu olurdu:
Azerbaycan, Filistin’i ne zaman tanıdı? diye dev bir pano
Yanında “bunu neden ezberledin?” etiketi
Köşede çocuklukta izlenen dizilerin anlamsız replikleri
Ziyaretçi olsa derdi ki:
— “Burası ne anlatıyor?”
Ben:
— “Hiç. Ama düşündürüyor.”
Gündelik hayatın içine sızan büyük sorular
Bir gün markette sıra beklerken önümdeki kişi telefonla konuşuyordu:
— “Tamam tamam, sonra konuşuruz.”
Ben o sırada domates seçiyorum ama beynim şunu düşünüyor:
“Acaba Azerbaycan, Filistin’i ne zaman tanıdı?”
Domates elimde, diplomasi kafamda.
Kasiyer:
— “Poşet ister misiniz?”
Ben:
— “Evet… ama Azerbaycan…”
Kasiyer bakıyor:
— “Ne?”
Ben:
— “Yok yok, boşverin.”
İşte sosyal hayatımın özeti bu.
Kendi kendime yaptığım gereksiz analizler
Bazen düşünüyorum, ben neden böyleyim?
Arkadaşlarım basit şeylerle mutlu:
yeni dizi
kahve
hafta sonu planı
Ben:
“uluslararası tanıma süreçleri”
“tarihsel diplomatik ilişkiler”
“neden bunu düşünüyorum?”
Bir yandan bu halime gülüyorum, bir yandan da “herhalde herkesin kafası böyle çalışmıyor” diye fark ediyorum.
Ama işin komik tarafı şu: bu fazla düşünme hali bazen en saçma yerlerde ortaya çıkıyor.
Mesela duşta:
— “Azerbaycan, Filistin’i ne zaman tanıdı?”
Evet. Duşta.
Su akıyor, ben tarih düşünüyorum. Romantik değil, sadece garip.
Arkadaş grubunda ‘bilgi patlaması’ anları
Arkadaşlarım artık alıştı.
Bir keresinde bir oyunda kaybettik, ben ciddi ciddi şunu söyledim:
— “Bu arada Azerbaycan, Filistin’i ne zaman tanıdı biliyor musunuz?”
Sessizlik.
Sonra biri:
— “Kanka biz oyun kaybettik, sen tarih finaline mi girdin?”
Haklılar.
Ama ben o an bile içimden “bunu sormam gerekiyordu” diye düşünüyordum.
Aslında mesele tarih değil, zihnin çalışma şekli
Bu sorunun cevabını öğrenmek bir noktada önemli olabilir ama benim için daha önemli olan şey şu: zihnim neden bazı konulara bu kadar takılıyor?
Belki de mesele bilgi değil, merakın kendisi.
Çünkü “Azerbaycan, Filistin’i ne zaman tanıdı?” sorusu aslında bana şunu yaptırıyor:
düşünmek
bağlantı kurmak
dünyayı anlamaya çalışmak (fazla ciddiye alarak)
Ama bunu yaparken bazen gündelik hayatı kaçırıyorum.
Ve sonra kendime verdiğim küçük ders
Bazen iç sesim bana şunu söylüyor:
— “Her şeyi çözmek zorunda değilsin.”
Ben:
— “Ama…”
İç ses:
— “Ama yok.”
Ve o an susuyorum.
Bocu ekibi olarak “Azerbaycan, Filistin’i ne zaman tanıdı” konusunu sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyduk. Sağlıklı ve mutlu günler!
Sonuç yerine: İzmir’de bir genç olarak zihnim
İzmir’de 25 yaşında biri olarak hayatım biraz böyle akıyor: kahkahalar, gereksiz derin düşünceler, arkadaşlarla saçma diyaloglar ve araya sıkışan beklenmedik sorular.
Azerbaycan, Filistin’i ne zaman tanıdı? sorusu da bunlardan biri oldu.
Belki yarın başka bir şey takılacak aklıma:
neden insanlar otobüste hep aynı yere bakıyor
neden çay hep yarım kalıyor
neden martılar bu kadar özgüvenli
Bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey var: kafam bazen çok dolu, bazen gereksiz dolu, ama kesinlikle sıkıcı değil.