Hoi Hangi Ülkenin Selamlaşması? Ya da Selamlaşmanın Uzak Ülkelerle Komik Yolculuğu
Düşünsenize, bir gün arkadaşlarınızla sokakta yürürken birisi size “Hoi!” dese. Kafanız karışır mı? Hemen kendinizi “Bu adam benden bir şey istiyor, yoksa yanlışlıkla selamlaşmak istiyor da fark etmiyor mu?” diye mi düşünürsünüz? Benim gibi her şeyi fazla düşünen biriyseniz, o “Hoi!” sesinin peşinden gidip “Hangi ülkenin selamlaşması bu ya?” diye sorduktan sonra, cevabın Hollanda’dan geldiğini öğrenebilirsiniz.
Şimdi burada, “Hollanda’da ne var ki? Orada kimse neden ‘Hoi!’ diye selamlaşır ki?” diye sorabilirsiniz. Hadi gelin, bu selamlaşma kültürüne biraz ışık tutalım ve hatta bir adım daha ileri gidip, bu “Hoi”nin nasıl bir dünya çapında selamlaşma akımına dönüşebileceğine dair komik bir yolculuğa çıkalım.
Hoi! Hangi Ülkenin Selamlaşması? Hadi Gelin, Bilinçaltımızda Neler Oluyor?
İzmir’de yaşamaya başlayalı bir süre oldu ve her geçen gün, sokakta, kafelerde, metrolarda değişik selamlaşmalarla karşılaşıyorum. “Selam” desen, herkes kendi dillerinde bir şeyler söylüyor. Ama bir gün, kafede sıradan bir şekilde otururken yanımda biri gelip “Hoi!” dedi. Benim aklımda binlerce soru belirdi. Kafamda “Tamam, bu kesin bir yanlış anlaşılma” diye düşündüm. “İnsanlar burada Türkçe yerine Hollanda dilinde mi selamlaşıyor şimdi?” Yok, gerçekten böyle düşündüm. Ama sonra adamın gözlerindeki “sen kafayı mı yedin?” bakışını fark ettim ve işin iç yüzünü anladım.
“Burada Hollanda’daki gibi selamlaşmak moda oldu herhalde,” diye düşündüm. Ama sonra bu durumu biraz irdeleyince, her şeyin anlam kazandığını fark ettim. Hoi! Hollanda’nın aslında gayet yaygın ve resmi olmayan, dostça bir selamlaşma biçimiymiş. Bu kadar basit. Fakat, bir de şunu düşünün: “Bunu bizde yapsak ne olurdu?” Aynı durum Türkiye’de olsaydı ve biri size “Hoi!” deseydi, kesinlikle ya yanlış anlaşırsınız ya da direkt “N’apıyorsun lan?” cevabını verirsiniz. Çünkü İzmir’de, arkadaş ortamlarında bile, “Hadi, hadi!” deyip konuyu değiştirmek en yaygın iletişim şeklimiz.
Selamlaşmada Nerede Hoi? Nerede Hadi Hadi?
Hadi gelin, biraz hayal kuralım. Diyelim ki, İstanbul’da bir kafede oturuyorsunuz. Bir yabancı gelip size Hollanda’dan aldığı “Hoi!” selamını veriyor. Bu durumda ne yaparsınız? İlk başta muhtemelen gözlerinizi kısar ve düşünmeye başlarsınız: “Bu adam bana neden böyle garip bir selam veriyor? Selam mı çalıp kaçıyor?”
Bunu düşünürken, İzmir’deki kafede olan ben bir yandan da kendi iç sesime kulak veriyorum:
“Tamam, burası bir Hollanda değil, bu adam kesin ‘hoi’ dediği için bir şeyi yanlış anladık, ya da şaka yapıyor. Belki de bana bir sorusu var, yoksa neden İngilizce değil de bu kadar garip bir şekilde selam veriyor ki?”
Bir yandan da aklımdan şu geçiyor: “İzmir’de ‘Selam’ desek, her şey normal olurdu, ama burada niye ‘Hoi!’ diyor? Hadi hadi, bu konuya takılma. Nereden gelirse gelsin, selam selamdır!”
Yani, aslında bir yerde selamlaşmak, biraz kişisel tercihlere ve kültüre bağlı. Bizde daha çok “Nasılsın?”, “Ne yapıyorsun?”, “Hadi, hadi!” şeklinde başlar sohbetler. Ama Hollanda’daki gibi basit ve doğrudan bir selamlaşma anlayışı aslında ilişkilerin daha rahat ve samimi bir temel üzerine kurulduğunu gösteriyor. Yani, “Hoi!” demek, aslında birini daha samimi bir şekilde karşılamaktan başka bir şey değil.
Selamlaşmanın Evrimi: Hoi Hangi Ülkenin Selamlaşması, Gerçekten Öyle mi?
Böyle bir soruyu gündeme getirdiğimde, bunun sadece bir dil meselesi olmadığını fark ettim. Selamlaşma biçimleri aslında bir kültürün, toplumun samimiyet seviyesini, ilişkilerdeki mesafeyi ve hatta zamanla evrimleşen toplumsal değerleri gösterir. Mesela Hollanda’da “Hoi!” demek, birinin yüzüne bakıp, kısa ve etkili bir şekilde “Selam” demek demek. Sadece bir kelime ama anlamı o kadar geniş ki.
Öyle bir düşünün ki, bir arkadaşınızla gülerek “Hoi!” demek, o anın anlamını anında paylaşmak demek. İzmir’deki “Hadi hadi” kelimesiyle bir benzerliği var belki, ama biraz daha pratik ve kısa bir şey. Peki ya bizim ülkede? Burada işler daha komplike. “Selam” ya da “Merhaba” dediğinizde bile, birisi sizi kötü niyetli bir şekilde anlayabilir. “Yok, bu kesin bir komplo” derler. Sosyal ilişkiler, çok hassas bir denge üzerine kurulmuş.
Şimdi diyeceksiniz ki, “Peki ya bu gerçekten sosyal adabın, doğru selamlaşmanın şablonlarından mı?” Hayır! Aslında, bu sadece kültürel bir yaklaşım. Türkiye’de insanlar daha çok göz göze gelerek, bazen gülümseyerek ya da bazen içten içe “Selam” dedikleri kişilerle daha samimi oluyorlar. Ama Hollanda’da ve bazı diğer Avrupa ülkelerinde, daha rahat bir “Hoi” ile de insanların arasındaki mesafe hemen kayboluyor. Yani orada bu kadar basit ama etkili bir şey. Neredeyse tüm dünyada “Selam” derken bile, bazen içimizde bir “Bu kadar basit mi olmalı?” sorusu belirebilir.
Selamlaşmak Herkesin Kendi Tarzı Olmalı
Sonuç olarak, selamlaşmanın tarzı aslında kişisel bir seçimdir. Hangi ülkenin selamlaşması size daha uygun? Bunu da kendi içinde sorgulamak lazım. Bir Hollanda klasiği olan “Hoi!”, İzmir’de birkaç gülüşme ile karşılaşabilir. Ya da belki, o kadar samimi olmayan bir İstanbullu “Nasılsın?” demeyi tercih edebilir. Ama sonuçta, her kültürün, her insanın kendi tarzı var.
Ben, sürekli espri yapan ama aynı zamanda her şeyin derin anlamına takılan biri olarak, “Hoi!” ile daha fazla samimiyet arayışındayım. Ama kesinlikle kimseyi küçümsemeden, herkesin selamlaşma tarzının özünde bir samimiyet olduğunu biliyorum. O yüzden, birisi size “Hoi!” derse, sadece “Benimle şaka yapma” demek yerine, belki de gülümseyip, kendinizi orada rahat bırakmalısınız. Çünkü sonuçta, selamlaşmanın tek doğru yolu yok, sadece doğru kalp var.
Ve unutmayın, “Hoi hangi ülkenin selamlaşması?” sorusunu sormak, bir kelimenin bile nasıl küresel bir samimiyet haline gelebileceğini anlamak için güzel bir başlangıçtır!