Ahirete İmanın Hayatımıza Etkileri Nelerdir?
Bir akşam İzmir’de, arkadaş grubumuzla sahilde otururken “Ahirete iman, insanın hayatına ne katar?” sorusu aklıma geldi. Evet, böyle derin bir soruyu, ortada hiç kimseyi rencide etmeden, arkadaş grubunda bir anda gündeme getirmek… İşte benim tarzım! Tabii hemen arkasından bir espri patlattım, “Ahirete iman ediyorsan, bari burada da bir kahve ısmarla, Allah da sana cennetten ikram etsin.” dedim. Herkes kahkahalarla gülüp, konuyu kapattık. Ama bir de bakıyorum, akşam evime dönerken bu soru kafamda hala dönüp duruyor: Ahirete imanın hayatımıza etkileri nelerdir?
Bu soruyu ciddi ciddi düşünmeye başladım. Hani bazen, ortamda lafı eğlenceli bir şekilde geçiştirmeye çalışırken, bir yandan da içinizde bir şeylerin derinlere gitmeye başladığını fark ediyorsunuz ya, işte o anlar… İşte bu yazıda, hem derin düşüncelerimi hem de bu konu etrafında yaşadığım komik anları harmanlayarak, “Ahirete imanın hayatımıza etkileri nelerdir?” sorusunun cevabını arayacağız. Hem eğlenceli hem düşündürücü olacağına eminim!
Ahirete İman ve Huzurlu Trafik
Düşünsenize, sabah işe gitmek için İzmir’in o meşhur trafik çilesine giriyorsunuz. Evet, sabah güneş henüz doğmamış, sabahın ilk ışıkları bile caddelerdeki yoğunluğu yavaşlatmaya yetmiş. Tüm arabalar birbirine yapışmış, herkes bir şekilde ilerlemeye çalışıyor. O an birden aklıma geliyor: Ahirete iman ederken, bu trafik belası da ne olacak? İşte o an, bir iç ses devreye giriyor:
İç ses: “Belki de dünyada o kadar stres yapmana gerek yok. Ahirette cennete gitmek istiyorsan, şu anda gerginliği bırak, her şeyin bir şekilde hallolacağını kabul et.”
Ve evet, ne oldu? O anda daha huzurlu oldum. Yani, aslında trafik daha kolay geçilmedi ama en azından ruhum biraz daha sakinleşti. Ahirete inanmanın insanı nasıl bir şekilde sabırlı hale getirdiğini o an fark ettim. Belki de bu ruh halini gün boyu taşısaydım, dünyada her şeyin daha kolay olduğunu görebilirdim. Ama tabii, sabah 9’daki kalabalık tramvaya da biniyorum, ve orada iman etmek biraz zor oluyor.
İçsel Çatışmalar ve “Öbür Taraf” Planları
Birçok insanın yaşadığı bir içsel çatışma vardır: Bir yandan iyi insan olman gerektiğini düşünüyorsun, ama diğer yandan bir restoranda menüde “köfte”yi gördüğünde ne oluyorsa o oluyor! Ahirete iman, bu tarz durumlar için de bir çözüm olabilir mi? Tabii ki. Mesela geçen akşam arkadaşlarımın tavsiyesiyle başladığım yeni bir diyeti düşünün. Tam başlamak üzereydim, ama aklıma şu cümle geldi:
İç ses: “Evet, diyeti yapmaya karar verdim. Ama yedin mi yedin, bir de ‘cennet’ var ya! Hem ahirette ‘senin orada tatlı hakkın’ diyecekler ya, burada biraz da kendi zevkimi yaşayacağım.”
Ve aniden kendimi tatlı menüsünde buluyorum! Hani o kadar çok düşünmüştüm ki, hangi yemek daha sağlıklı olur diye, bir anda içimde bir çatışma oldu. İşte Ahirete iman etmek, bazen bu tür içsel çatışmalara da çözüm getiriyor. Kendi kendinize, “Önemli olan ahirette iyi olabilmek, bu dünyada kötü yedik diye her şey bitmez!” diyorsunuz. Ama yine de tatlıyı yediğinizde, vicdanınız hafif bir rahatsızlık hissiyle gülümsüyor.
İman ve Yavaşlayan Zaman
Şimdi, “Ahirete iman insanı nasıl daha sağlıklı ve huzurlu yapar?” diye sorarsanız, her şey aslında bakış açısıyla ilgili. Geçenlerde, sabah kahvemi içerken dışarıda, bir kafenin önünde karşılaştığım yaşlı bir amca ile sohbet ettim. Amca ne dediyse hemen uyguladım, çünkü gerçekten çok derin sözler söyledi. Hani, “Her şey geçici” diyen insanlar vardır ya, işte o amca da tam olarak bunu söyledi:
Yaşlı amca: “Evlat, bu dünya dağılır, kaybolur, ama sen iyi ol, her şey ahirette doğru yoluna girer.”
İman, o an bana bir yavaşlama hissi verdi. Dünya hızlı bir şekilde dönüyor olabilir ama “Biraz da olsa, ya her şey geçiciyse?” diye düşünmek, insanı biraz daha sakinleştiriyor. O yaşlı amcanın sözleri, içimde bir huzur dalgası oluşturdu. Ahirete iman ediyorsanız, dünyanın telaşı ve o hızla geçen zaman size fazla dokunmaz.
Ahirete İman ve Samimi Yardımseverlik
Hadi biraz da ahirete imanın insanları daha yardımsever, daha iyi kalpli yapmasına değinelim. İzmir’de bir sabah, kahvaltı yaparken yan masadaki gençlerin tartışmasını duydum. Biri, cebinden düştüğü parayı almış, diğerine vermişti. Tabii ki, birisinin içinde küçük bir şeyler kıpırdadı. Ama şunu söylediler:
Genç 1: “Ya sen Allah için mi yaptın bunu?”
Genç 2: “Evet, ama aynı zamanda bu hareketi ben de yapmalıydım. Ahirette belki bir faydası olur diye.”
İşte bu, o an bana çok şeyi anlatmıştı. Ahirete inanmak, insanı bazen küçük iyilikler yapmaya daha motive edebiliyor. Çünkü ne olursa olsun, “O tarafa katkı sağlamak” fikri, insana içten bir huzur veriyor.
Sonuç Olarak
Ahirete imanın hayatımıza etkileri nelerdir? Evet, sonuçta bazen komik, bazen ciddi, bazen de garip bir şekilde karşımıza çıkıyor. Ama bir gerçek var ki, ahirete inanmak, hem dünyada hem de öbür tarafta huzurlu bir hayat için insanı daha iyi bir noktaya taşıyor. Fakat tabii, insan olmanın zorluklarını da göz ardı etmemek gerek! O yüzden her zaman “her şeyin geçici olduğu”nu hatırlamak, bazen tatlıyı yemeye, bazen de trafikte sabretmeye yeterli oluyor.